




Türkiye son 60 yıllık tarihinde üç doğrudan askeri müdahale yaşadı. 27 Mayıs 1960’la başlayan cumhuriyet dönemi darbeleri 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleriyle devam etti. Ardından 28 Şubat ‘post-modern’ darbesi ve 27 Nisan e-muhtırası geldi. Bu arada çok sayıda darbe teşebbüsü olduğu da biliniyor.
Darbelerin bugünlerde yeniden gündeme gelmesinin nedeni Ergenekon ve Balyoz davalarının ardından 12 Eylül darbesinin ve 28 Şubat sürecinin de yargılanmaya başlaması. Türkiye darbeler ve darbecilerle bir tür ‘hesaplaşma’ veya yüzleşme diyebileceğimiz bir süreç yaşıyor.
Bu araştırma, darbeler, darbe teşebbüsleri, darbe yargılamaları, darbelerin sorumluları ve nedenleri üzerine şimdiye kadar yapılan en kapsamlı araştırma. Elde ettiğimiz bulgular toplumun ‘demokrasi’ ve ‘askeri darbeler’ arasında nasıl bir konumda durduğunu ayrıntılarla ortaya koyarken siyasilere ve askerlere önemli mesajlar veriyor.
2012-04-05
Şubat ve Mart 2012’de gerçekleştirdiğimiz bu araştırmaların amacı, İstanbul’da yaşayan yurttaşların son zamanlarda Türkiye gündemini işgal eden bir kısım konulardaki görüşlerinin belirlenmesidir. Ayrıca hayattan memnuniyet, Türkiye’nin gidişatı, siyasal partilerin oy desteği ve beğenilen/güvenilen lider gibi konularda da katılımcıların görüşleri irdelenmiştir.
Bu araştırmalar; İstanbul’un tümünü kapsayan 39 ilçesinde 10–18 Şubat ile 2-4 Mart tarihleri arasında toplam 1174 kişi ile gerçekleştirilmiştir.
2012-03-04
Bu araştırma İstanbul’da yaşayan yurttaşların CHP kongreleri, Yargı – MİT tartışmaları ve PKK ile görüşme konusundaki görüşlerini belirlemektir. Araştırma İstanbul’un tümünü kapsayan 39 ilçesinde 02–04 Mart 2012 tarihleri arasında cinsiyet, yaş ve ilçe kotaları uygulanarak CATI (Computer Assisted Telephone Interviewing-Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir.
2012-02-18
2011-12-04
Bu araştırma 2011 sonunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci amacı halkın 2011 yılı sonu itibariyle mutluluk seviyesi ve ülkenin gidişatı hakkındaki kanaatlerinin belirlenmesidir. İkinci olarak Hükümetin bir yıllık icraatlarından bazıları hakkında halkın görüşleri ile partilerin oy desteklerinin tespit edilmesidir.
Bu araştırma; Adana, Ağrı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Muğla, Kırıkkale, Ordu, Samsun, Trabzon, Zonguldak ve Osmaniye’yi içeren 30 ilin merkez ilçe/ilçeleri, diğer ilçeler ve köylerinde (kent-köy nüfusu) 1 – 4 Aralık 2011 tarihleri arasında toplam 2606 kişi ile yapılmıştır. Araştırma cinsiyet, yaş, il ve illerdeki merkez ilçe/ilçeler, taşra ilçeleri ve köy kotaları uygulanarak CATI (Computer Assisted Telephone Interviewing - Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemi kullanılarak 0,95 güven sınırları içinde +/- 2,5 hata payı ile gerçekleştirilmiştir.
2011-12-04
Bu araştırma Türk siyasi hayatına yön veren başta Cumhurbaşkanı, Başbakan ve muhalefet partilerinin liderleri olmak üzere diğer siyasetçilerin ve devletin temel kurumların itibarlarına yönelik halkın görüşlerini belirlemekdir.
1937 ve 1938 yıllarında Dersim’de yaşananlar; devletin isyancıları meşru sınırlar içerisinde bastırmasından ibaret midir, yoksa isyan bastırılırken bir ‘devlet katliamı’ uygulanmış mıdır? Bu zıt kutuplu iki soru etrafında son haftalarda ateşli bir tartışma yaşanmaktadır. İsyanın sert bir biçimde bastırıldığı neredeyse herkes tarafından kabul edilmektedir. Tartışmayı alevlendiren husus ise isyanı bastıranların yönetici ve siyasi kimlikleridir. Olayların yaşandığı dönemde CHP’nin iktidar partisi olması ve Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı yapıyor olması tartışmayı başka bir boyuta taşımıştır.
12 Haziran Genel seçimlerinde umduğu oy oranını elde edemeyen Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, önceleri tutuklu milletvekilleri ve yemin krizi ile son günlerde ise “Dersim Olayları” , “vicdani ret” ve İstanbul teşkilatındaki istifalar gibi konularla tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.
Büyük umutlarla liderlik koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu “Yeni CHP” sloganı ile CHP’yi AK Parti iktidarının bir alternatifi haline getirmeye çalıştı. Başlangıçta kamuoyundan ve medyadan da önemli bir destek gören Kılıçdaroğlu kısa sürede partide büyük tasfiyeler gerçekleştirerek 12 Eylül referandumunda ilk sınavını ve 12 Haziran seçimlerinde de ikinci sınavını verdi.
Ancak Kılıçdaroğlu bu iki sınavdan da umduğu başarıları elde edemedi. Dahası, seçimler sonrası “yemin protestosu” ile tutuklu milletvekillerini Meclis’e taşıma girişimi de sonuçsuz kaldı. Ortaya çıkan bu tablo CHP’yi yeniden iç tartışma ve çekişmelere itmiş görülüyor. İstanbul teşkilatının görevden alınması ve Dersim konusunda bazı milletvekillerinin yayınladığı bildiri CHP’de suların durulmadığının işaretleri.